Eskimeyen Oyunlar

go oyunu 1806479
go oyunu 1806479
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Teknolojinin hızla gelişmesi ve yaygınlaşması, oyunlarla oyuncuları da değiştirdi. Artık oyun dendiğinde birçok kişinin aklına ilk olarak elektronik cihazlarda oynananlar geliyor.

Oysa oyun Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence” şeklinde tanımlanıyor.

Tıpkı geçmişten günümüze kadar uzanan ve yılların eskitemediği oyunlar gibi. İcatlarının üzerinden yüzyıllar geçse de hala verdiği heyecan ve masanın etrafında birleştiren güçleriyle popülerler. Peki, oyunlar nasıl ortaya çıktı?

Türk Beyin Takımı Kaptanı Ferhat Çalapkulu‘na göre bu bir ihtiyaç ve sosyalleşme aracı.

“Oyun çok önemli bir araç. Yüzyıllar boyunca insanların en rahat iletişim kurduğu araç haline gelmiş. Oyunları kendi içinde ayırabiliriz. Strateji oyunları dediğimiz çoğunlukla iki kişinin karşılıklı oynadığı oyunlar. Kutu oyunları ise biraz daha farklı. Sosyal tarafı biraz daha güçlü, çünkü 5-6 kişi hatta daha kalabalık oynanan kutu oyunları var. Bunların ortaya çıkması da toplumların kültürel altyapısıyla orantılı olmuş. İnsanların oynamaya ihtiyacı var. Birileri de oyun yaratma güdüsüyle hareket ediyor.”

Eskimeyen oyunlar

Tarihi oyunun yeniden keşfi

Tarihteki en eski oyunlardan biri Türk Strateji Oyunu Mangala. 16. yüzyıldan itibaren Türk minyatürlerinde Mangala’ya ait tasvirleri görmek mümkün. Uzun yıllar boyunca farklı kültürlerde de oynanan bu strateji oyununa ait bilgiler yıllar içinde unutulma noktasına gelmiş.

Mangala Oyunu Derneği Başkanı Serkan Aziz Ceyhan ve kardeşinin yaptığı kapsamlı araştırmalarla yeniden hayat bulan bu oyun şimdi 7’den 70’e herkes tarafından oynanıyor.

Eskimeyen oyunlar

Oyunun yeniden keşfi ve günümüzdeki halini alma hikâyesi oldukça enteresan.

Ceyhan ve beraberindeki ekip, Türk kültürünün ilk kahvehanesini araştırdıkları sırada, 1582 yılında resmedilen, bir elinde Türk kahvesi bir elinde ise 12 kuyulu bir ‘şey’ tutan iki kişinin görseline rastlıyor. Oyun olduğu anlaşılan fakat detayları anlaşılamayan bu tasviri daha derinlemesine araştırmaya başlıyorlar. O kuyuların Prof. Dr. Metin Ant’ın 1974 yılında basılan kitabında bahsi geçen, Asya ve Afrika’da da oynanan Mangala isimli oyuna ait olduğu anlaşılıyor. Fakat o kaynakta oyunun kuralları net olarak belirtilmiyor.

Önerilen İçerik :   Dinozorlara dair büyük sır çözüldü! 'Tartışma kapandı!'

Araştırmaya devam eden Ceyhan, oyunun modern halini alma sürecini şu sözlerle anlatıyor:

“Araştırmalarımıza devam ettiğimizde Prof. Dr. Abdulvahap Kara’nn Orta Asya’daki bir oyun türünden bahsederken konuyu Mangala’ya getirdiğini ve bunun Türk kökenli olabileceğini düşünmeye başladık. Bir gün kardeşim ‘Ben bu oyunun nasıl oynandığını buldum, aradaki boşlukları doldurdum’ dedi. Biz de bu bilgiler bizimle kaybolmasın, yok olmasın diye bir metne dönüştürdük. Bu metni de modern bir oyun tablasına dönüştürdük.”

Eskimeyen oyunlar

48 taş, 4 temel kural, 2 rakip ile oynanabilen bu oyun bir kutuya ihtiyaç olmadan, çay tabakları, yumurta follukları gibi farklı malzemelerle bile oynanabiliyor. Kolaylıkla öğrenilip oynanabilen bu oyunun en önemli getirisini Ceyhan şöyle anlatıyor:

“Hem Mangala’nın hem de bu tip kutu oyunlarının iletişim becerilerini geliştirdiğine inanıyoruz. Örneğin bizim oyunumuz tokalaşarak başlıyor.”

Tarihte bilinen en eski oyun: Go

Oyun ihtiyacı tarihin ilk çağlarından beri var olmuş. Tahminlere göre Dünya tarihinde bu ihtiyaçtan doğan en eski strateji oyunu ise 4 bin yıllık ‘Go’. İlk olarak Asya kıtasında ortaya çıkan oyun bir tahta üzerinde siyah ve beyaz taşlarla oynanabiliyor. Go ve Strateji Derneği Başkanı Mehmet Emin Barsbey,” Batılılar için satranç neyse Uzak Doğulular için Go odur” diyerek oyunu şöyle anlatıyor:

“Uzak Doğu’da. Çin’de, Kore’de, Japonya’da usta oyuncular yetişirler ve hayatları boyunca Go oynarlar. Tüm kariyerleri, tüm hayatları Go’ya adanmıştır. Kore ve Japonya’da Go oyunu üzerine 24 saat yayın yapan tv kanalları vardır. Kore’de Seul’da 4 yıllık bir Go Fakültesi var.”

Eskimeyen oyunlar

Go, çok eski olmasının yanında basit kurallarına rağmen benzerlerine göre en karmaşık olanı. Barsbey’e göre Go’yu özel kılan unsurlardan biri de tüketilememesi.

Oyunun insan üzerindeki olumlu etkileriyle birlikte günümüzdeki önemli bir soruna çözüm olabileceğinin de altını çizen Barsbey, Go ve diğer zekâ oyunlarını şöyle anlatıyor:

Önerilen İçerik :   Yozgat ve Türk-İslam eserleri sergilendi

“Oyun çok önemli. Oyun çocukların hayatı anlaması için hayatlarındaki rollerle, görevlerle ilgili birtakım alıştırmalar yapmaları, denemeler yapmaları için bir çeşit egzersiz alanı aslında. Özellikle ebeveynlerin en çok şikâyet ettiği konulardan birisi, aslında yetişkinler için de geçerli: Azalan, kısalan dikkat süresi. Dijital cihazların gündelik hayatımıza daha fazla dahil olmasıyla birlikte daha fazla görsel ve işitsel uyarana maruz kalıyoruz ve bundan dolayı dikkat süremiz azalıyor. Klasik strateji oyunları, kutu oyunları bu anlamda bizi destekliyor. Bu kaybımızı aslında telafi etmek adına çok faydalı oluyor. Özellikle ilk başladığım zamanlarda bunu çok içten hissettiğimi söyleyebilirim. Akıl oyunları, kutu oyunları, özellikle klasik oyunlar, go, satranç, mangala gibi oyunlar insana birçok fayda sağlıyor ama bunu bir ödev gibi bir mecburiyet gibi yaklaşmaktan ziyade bunun oyun olduğunu unutmamak. Oyunun en güzel tarafı oyun olması. Oyun nedir? Oyun size keyif veren ve kaybettiğiniz zaman aslında gerçekten hiçbir şey kaybetmediğiniz sadece bir oyun oynamış olduğunuz bir alandır.”

Eskimeyen oyunlar

“Her evde olmalı”

Oyun, sadece elektronik ortamlarda geçen uzun sürelerden ibaret değil.

7’den 70’e herkesin oynayabileceği bu oyunlar gibi diğer zekâ, strateji ve kutu oyunları da hem zihinsel gelişime hem de sosyalleşmeye olanak sağlıyor. Türk Beyin Takımı Kaptanı Ferhat Çalapkulu da bu oyunlardan her evde en az 1-2 adet olması gerektiğinin altını çiziyor.

Çalapkulu, tamamen ticari amaçlarla tasarlanan ve oynayan kişilerden fayda hedefleyen oyunlar için de tavsiyede bulunuyor:

“Günümüzdeki bazı oyunların yapılma amacı insanları sonsuza kadar oyunun içinde tutmak, bir şekilde onların tüketici olarak oyuna para harcamasını sağlamak. Bunun üzerine kurulu modeller var. Benim önerim kendinizi bu tip oyunlara kaptırmayın. Sürekli oraya zaman harcasanız da bir yere varmayacak, aynı döngünün tekrar ettiği, amacı sadece sizi orada tutmak olan oyunlar gibi. Kendinize bir şey katıyorsa, zaman geçirmenizi sağlıyorsa tamam. Ama bunu bir hırsa çevirip, bir bağımlılık haline geliyorsa oradan uzaklaşmanızı tavsiye ederim. Çünkü hayat bu değil. Hayat ekranın başında orada harcadığımız zaman değil.”

Önerilen İçerik :   Dramatik trajedi eseri Tosca

Kurgu: Cihan Karaahmetoğlu

Kaynak: TRT Haber

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü
Eskimeyen Oyunlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Giriş Yap

ersev.com ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!